Sosyal Bilgiler 7. Sınıf 6. Ünite Yaşayan Demokrasi - Demokrasinin Serüveni - Kazanım Ders Notu 25
Melis Akyürek paylaştı.

Demokrasi Yunancada halk anlamına gelen “demos” ile güç, kudret iktidar ve yönetim anlamına gelen “kratos” kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelir. Halkın egemenliğine dayanan yönetim şekli olarak tanımlanır.

Demokrasinin Tarihsel Gelişimi

MÖ 450:
Atina’da Aristo, Eflatun ve Sokrates’in düşünce olarak katkıda bulundukları bir çeşit yönetim sistemi siyasi tarihteki yerini almıştır. “Site” denilen şehir devletlerinde kadınlar ve köleler site halkının dışında kabul ediliyordu. Belli bir yaşta olan erkeklerin ( halk meclisinde) konuşma ve oy kullanma hakkı vardır.

1215:
Kral John’un imzaladığı Manga Charta, kralın yetkilerini sınırlarken, halka hak ve özgürlüklerini tanıyordu. ( Manga Charta ile kralın sınırsız yetki ve dokunulmazlığına son verildi, Kimsenin yargılanmadan cezalandırılmayacağı ilkesi getirildi, temsilcilere danışmaksızın gelişigüzel vergilendirmenin yapılmaması kabul edildi.)

1750:
Avrupa’da aydınlanma felsefesi ile Anayasal demokrasinin düşünsel temelleri atılmıştır. Montesqieu güçler ayrılığını savunuyordu. Rousseau “özgürlük, eşitlik ve kardeşlik sloganıyla “toplumsal sözleşmeyi” yazdı. J. Locke ise yasama hakkı, özel mülkiyet hakkı ve belirli özgürlükleri savundu.

1789:
Fransız İhtilali: İnsanlar mutlakıyetçi monarşiye karşı ayaklandılar. Ayaklanma sonucunda Fransız İnsan Hakları Bildirgesi kabul edildi. Bu bildirge bütün dünya insanlarını ve devletlerini etkiledi. Fransız İhtilali ile ilk kez eşitlik, hak, adalet, özgürlük ve milliyetçilik kavramları ortaya çıktı.

1948:
10 Aralık 1948 tarihinde BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi yayınlandı.

Türk Tarihinde Demokrasinin Gelişimi

Eski Türklerde siyasi, askerî ve ekonomik kararların alındığı meclise toy ya da kurultay adı verilirdi.

Orta Asya Türk devletlerinden biri olan Hunlarda her yıl ilkbaharın beşinci ayında (Haziran ayı) devlet işlerinin görüşüldüğü kurultay toplanırdı. Çeşitli şenliklerin ve spor etkinliklerinin yapıldığı bu toplantılarda bir taraftan da devlet işleri görüşülerek karara bağlanırdı. Bu meclislere ileri gelen boylar davet edilir, gelmeyenler devleti protesto etmiş kabul edilirdi. Bu toplantılarda hükümdarların yanında her zaman hatun denilen hanımı oturur ve bazı elçileri kabul edebilirdi.

Modern anlamda Türklerde demokratikleşme hareketleri 19. Yy da başlamıştır.

Tanzimat Fermanı (1839)
1-Kanun önünde herkes EŞİTTİR.
2-VERGİ kişilerin kazancına göre alınacak.
3-RÜŞVET ve iltimas kaldırılacak.
4.ASKERLİK işleri belli bir düzene göre yapılacak.
5-KANUNUN üstünlüğü kabul edilecek.

Yukarıda bazı maddeleri verilen Tanzimat Fermanı; mutlakıyetin gücünü sınırlandırmıştır ve ilk kez bu ferman ile Osmanlı Devleti hukuk üstünlüğünü kabul etmiştir. Bu durum demokratikleşme yolunda atılmış en önemli adımlardan birisidir. Ancak Osmanlı halkı Tanzimat Fermanı ile yönetimde söz sahibi olamamıştır.

Islahat Fermanı (1856)
Avrupalı devletlerin baskısıyla ilan edilen ferman, Tanzimat Fermanı’nın genişletilmiş halidir. Bu fermanla azınlıklar, Müslüman halktan daha ayrıcalıklı hale geldiler. Demokratik hareket sayılmasının nedeni bütün Osmanlı halkının can, mal ve namusunun korunması ve kanun önünde eşit sayılmalarıdır. Ama bu fermanla azınlıklar, Müslüman halktan daha çok haklar elde ettiler.

Meşrutiyet Dönemleri
Osmanlı halkı ilk kez 1876'da II. Abdülhamid döneminde ilân edilen I. Meşrutiyet ve Kanunî Esasi (Anayasa) ile yönetimde söz sahibi olmuştur ve böylece Osmanlı Devletinin yönetim şekli "meşruti monarşi" şeklinde değişmiştir. Anayasa gereği padişahın yanında halkın seçmiş olduğu vekillerden oluşan Mebusan Meclisi oluşturulmuştur. Oluşan bu parlamenter sistemde kanunların yürürlüğe girmesinde son sözün padişaha ait olması ve padişahın meclisi açma-kapama yetkisinin bulunması meşruti yönetimde mutlakıyet rejiminin özelliklerinin korunduğunun en önemli göstergesidir. I. Meşrutiyet'in ömrü fazla uzun sürmemiştir. Meclisteki azınlıkların olumsuz faaliyetleri ve 93 Harbinden dolayı II. Abdülhamid meclisi kapatarak eski yönetim şekline geri dönmüştür. Ancak 1908 yılında bazı Osmanlı aydınlarının çalışmaları neticesinde II. meşrutiyet yönetimine geçilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Tarihinde Demokrasinin Gelişimi

TBMM’nin Açılması

Osmanlı topraklarının işgalini, I. Dünya Savaşından sonra imzalanan Mondros Mütarekesi daha da kolaylaştırmıştır. Nitekim İtilaf Devletleri 16 Mart 1920'de başkent İstanbul'u resmen işgal etmişler ve Osmanlı Mebusan Meclisi'ni dağıtmışlardır. Bu gelişmeler TBMM'nin açılmasına ortam hazırlamıştır. Mustafa Kemal bu durum üzerine harekete geçmiş, ulusal iradeyi milletin kendi kaderinde etkili olabilmesi için 23 Nisan 1920'de TBMM'yi açmıştır. TBMM'nin sürekliliğini sağlamak için de 20 Ocak 1921'de Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) kabul edilmiştir. Anayasada "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." maddesinin yer alması Cumhuriyet rejiminin en önemli habercisiydi.

Cumhuriyetin İlanı
Eylül 1922'de Kurtuluş Savaşı sonrasında 1 Kasım 1922'de Saltanatın kaldırılması Cumhuriyet'in önündeki en önemli engeli de ortadan kaldırmıştır. Ulusal egemenliğin gerçekleşmesini isteyen Mustafa Kemal öncülüğünde 29 Ekim 1923'teTBMM'de konu tartışılmış ve karara bağlanmıştır. Böylece yeni kurulan devletin rejiminin Cumhuriyet olduğu kabul edilmiş ve ulusal egemenlik kesin olarak gerçekleşmişti.

Çok Partili Hayata Geçiş Denemeleri

Cumhuriyet Halk Fırkası
Türkiyenin ilk partisidir.Temeli Anadolu ve Rumeli Medafai hukuk cemiyetlerine dayanır. II. TBMM’de halkın desteğini almış 1950 yılına kadar ülkeyi yönetmiştir.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
Saltanatın kaldırılmasından sonra görüş ayrılıkları artmış Kazım Karabekir’in öncülüğünde, Rauf Bey, Adnan Bey ve Ali Fuat’ın katılımıyla kurulmuştur. Partinin Şeyh Sait ayaklanmasıyla ilgili olduğu düşünülerek 1925’te kapatılmıştır.
-> İlk çok partili hayata geçiş denemesi başarısız olmuştur.

Serbest Cumhuriyet Fırkası
1929’daki dünya ekonomik krizinde çıkan sorunların çözümü demokrasi ve cumhuriyetin güçlenmesi ve hükümetin denetlenmesi için Atatürk’ün teklifiyle Fethi Okyar tarafından kurulmuştur. İnkılap karşıtlarının partiye sızdığını gören Fethi Okyar partisini kapatmıştır. ( 17 Kasın 1930 )
-> Çok partili hayata geçişte ikinci deneme başarısız oldu.

Çok partili hayata geçiş ancak 1945 yılında Demokrat Partinin kurulmasıyla sağlanmıştır.

Melis Akyürek 2021-04-28 00:24:07 anında paylaştı.

Yorumlar İçin Giriş Yap & Üye Ol