GAZLI GÖL
Muhammed Mustafa paylaştı.

yurdumuzun  neresi  güzel deyilki  neresi allı pullu güllü dallı görünmez dagı da güzel bagıdagüzel  çatlak susuz topdağı  da güzel uykusuz sarı yapraı da güzel ırmakları tatlı gölleri incedenizleri  derdindir hele ormanların koyu yeşilleri  içinde pek serindir

ortaana doluya inerseniz çıplak bir tatlılık sarar içiniz. uzanıp  iden apk ovalar ,tepeler ardından akdeniz in ormanlarını egenin yeşil tarlalarını, akdenizin çeşitşeşit yapraklarınlacoşan görünümlerini ararsınız. ararken göllr  bulursunuz,  göllerin  masallarıyla avunursunuz.afyonkaraisar  ın yakında gazlı  gölderler  biryervardıbuyerin buölün masalıvar.  dinledik peksevdik şimdionu sizeanlatacaım  evvelzaman içinde karpuzzaman içinde birvarmış bir yokmuş birkıralvarmış bukıralın adı midasmış.

kıraldediin sevinç içindeymiş yaşamı yaşamdır onun emrine boyun eğenler ağamdır , paşamdır. midas ın işi iş her gün tasarladığı, ördüğü hep altını düşmüş ama yüreğinin tam ortasına, düşünü işinii kendine açılarla zehir ettiren kapkara bir tası varmış biricik kızı, bir tanesi , nur tanasi,varmış. gençliğinde sevinçleriyle baharını türküleriyle coşamıyormuş. vücudunun her yerinde iri iri kara kara başları alal yara yara kocaman cıbanlar varmış. uyuyamıyor yatamıyor gezemiyor tozamıyormuş bir dakikası bir yıl kadar uzun bir günü

bir ömür kadar genişmiş. her yerinde sanki bin yılan etini kemiğni dilim dilim doruyor  tatlı canını bir tadımlık yaşam mutlulğu vermiyormuş.

kral midas bu ünleri karartan geceleri uzatan yazın içinde , kızıyla birlikte kıvranıp duruyormuş çalmadığı kapı almadığı öğüt kalmamış. yediyüz dağ ı otu yediyüz hayvanın eti  ırmak ların suları dudakların duaları birfayda vermemiş 10 çiban sönerken yeniden 10 çibandaha başlarmış gençkızın canını yakmaya. fidankız ceylankız ah dedikçekıralvah ediyormuş amahiçbir canacısı kızınyarasına merhem olamıyormuş.

kral midas , her gün tüm ilkelere kızının durumunu bildiren adamlar önderir , bir ilaç , bir derman ararmış. elden ne gelir, yelden ne gelir kızını yıllar süren bu çilesi dolmamamış yüzü hiç ülmemiş  üller hep kara günler hep yarar olur can, ağrılarıın elinde dilim dilim doğranır da buna yürek dayanırmı dayanmaz.kızın sabrı taştım, aklı yerin den oynamış gözleri eri görmemiş atmış kendini ovalara dağlara herkez kızın aklını kaçırdığnı söylemiş kral bu durum karşısında yasalara dalış , yaşama düzeni iyiden iyiye bozulmuş kızın altında adamlar salmış, onu uzaktan gözetmeye başlamış  kız ele avuca sımıyormuş delimi deli yaraların , sancıların kıskancında , pençeside öyle inlermişki öyle inlermiş ki dağlar, seller çın çın ötermiş.yerin de durmaz yattığı yerlerde kalmaz , saç baş, üst baş  yırtık kendini çayların suların güngelir aygeçiş aylar dolmuş  artıkkızınyanına  kimse yaklaşamazolmuşyabanlaşmışyüzünü   gözünün renklerini  yitirmiş  üstünü başını bitirmiş birses ile anlamazduruma gelmiş  onutanıyan  kalmamışsesi ovala  sesi    ağlayışları   dağların  sesi  olmukıral midas sarayda    dertlerle başbaşa acılar  içinde  inelibeşikte sallanır gibi kıznı düşüne düşüne solmuş  mutsuz bir can olmuş günlergeçmiş durmadan bir tan vakti delikız birtadımlık uykudan uyanıp hemen fırlamış,başlamış koşmauya koşmuuş koşmuş biryamaçtan yelgibi inmiş. uzaktan uzaga kuşlar ötüyor, köylerin bacların yeni yeni  yötüyormuş.ine ine batan ısıran çıbanların önüne çkankaynagğahemenkapamış kanakana içmiş kendindengeçmiş   bir  süre  sonra  uyanmış  birdaha biradaha içmişyine kendinden geçmiş daha sonra başını suyun içine sok muşsuak birkayanın altın dadup duru kökpük köpük kabarıyor ter temiz çakıltaşlarının üstündenakıpgidi yormuş kız suyun gözüne bakmış iç miş ...sevmiş suyu. sızıları diner gibi olmuş sonra kollarını daldırmış içine sonra ayaklarını sokmuş daha sonra rahatlamış hemen kendini atı vermiş su  yun niçineyüzmüş dışarı çıkmamış.

bu su başka bir su bu su başka bir duyu ibi sarmış onu gecelerce gündüzlerce kalmış içinde susadıkça içmiş kandıkça içmiş durmadan içmiş ve yatışan ağrılarının ardından kendinden geçmiş

Onu gözetleyen saray adamları suyun yakınına hemen bir oda yapmışlar yemeklerini taşımış lar güzel yeni giysiler getirmişler bir yandan suyun aktığı çakallı çukuru genişletmişler

Gün gelmiş ün geçmiş  bu su midasın bir tek kızına tüm derman olmuş zamanla ne yara kalmış ne çıban tüm deri yeniden değişmiş.Kıpkırmızı  kara kara çıban başları sönmüş

hepsi tatlı tatlı pembeleşen güllere dönmüş kızın yüzüne kan her yerine can yüreğine derman gelmiş gülmeye başlamış sudan çıktıktan sonra yeşil çayırda gezmiş gökyüzüne bakarak tüm varlığı şöyle bir içten ülmüş ve kendini anlamaya başlamış

Midasın kızı suda yıkana yıkana ayrı bir can olmuş ayrı bir can bulmuş yepyeni bir güzel kız  çevresindeki saray adamlarıyla konuşmuş.

Kral midas sevinmiş sarayına sığmamış  tüm acıları can bulmuş kızıyla mutlu ünlere yarınlara dalarken adamlarına kesin emrine vermiş.

-SUYU KAZIN göl olsun tüm canlar bu gölden şifa bulsun.

su göl olmuş o günden beri derilerinde bir acı duyanlar sızılardan kurtulamayanlar buraya gelerek dertlerinden kurtulurlar.

varın sizde varın sizde bu sudan içine dilediniz varsa ona göçün.

Muhammed Mustafa 2019-10-24 12:53:03 anında paylaştı.

Yorumlar İçin Giriş Yap & Üye Ol
...
Sanal Asker
Evet mustafa bast?r yenilerini beklerim