Bosna’da domuz çobanlığı yapan bir babanın oğlu idi. Babası Osmanlı'ya vergi borcunu ödeyemeyince "Param yok, oğlumu alın" diyerek küçük Rüstem’i Osmanlı’ya verdi. İstanbul’a hırpani giyimle gelen kirli bir çocuktu ama çok zeki ve ataktı. Tarihi kaynaklarda Sırp olduğu görüşü ağır basar.
Osmanlı Sarayına iç oğlanı olarak girer. Sarayda Kanuni Sultan Süleyman’ın elindeki bir şey pencereden düşmüş, padişahın yanında bulunanlar düşen eşyayı tutmak için atlarken aşağıdaki genç Rüstem eşyayı havada yakalamıştır. Bu hareketiyle padişahın gözüne girmiştir.
Artık şans hep ondan yanadır.
Paşa olduğunda Kanuni’nin kızı Mihrimah Sultan’ı alarak damat olmayı aklına koyar. Rüstem Paşa’yı kıskanan paşalar onun cüzzamlı olduğu bilgisini çevreye yayarlar. O yıllarda kan tahlili laboratuvarları da yok. Ama Kanuni’nin kulağına gelen bir bilgi vardır: “Eğer üzerinden bit çıkarsa cüzzamlı değildir”. Çünkü bitler cüzzamlı insana yaklaşmazmış.
Rüstem Paşa sarayda soyundurulur, kaftannda bir sürü bit bulunur ve Mihrimah Sultan ile evlendirilir.
Adı bilinmeyen bir şair oturup bir beyit yazar:
“Olursa bir kişinin bahtı kavi, talihi yar
Kehlesi dahi mahallinde onun işine yarar”
(Şanslı kişinin üstünden bit çıksa bile işine yarar).
Kaftanından çıkan bitler bu kurnaz Sırpı sadrazamlığa kadar taşıdı. Rüstem Paşa’nın başka bir şansı daha vardı: Sarayın şeytanı Hürrem Sultan ile omuz omuza verip Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi dahil birçok olayda onunla işbirliği yaptı. Hürrem Sultan sarayda güç mücadelesi ile uğraşırken Rüstem Paşa Osmanlı için vergi toplayanlardan, iş yapan yüklenicilerden, şeytanın bile aklına gelmeyecek yerlerden Besmele ile sakalını sıvazlayıp “sakal” yani rüşvet alıyordu. O kadar çok rüşvet topladı ki, küp küp altınları saklayacak yer bulamadı.
Dikkat çekmemek için başka bir şey daha yapıyordu: Osmanlı gelirinden çaldığı paraları aklamak için kolları sıvayıp camiler, külliyeler, köprüler yaptırmaya başladı. İstanbul'daki Rüstem Paşa Cami, Mihrimah Sultan Cami bunların en bilinenleridir. Ola ki Kanuni huzura çağırıp “Şu şu yerlerden niye rüşvet aldın?” diye sorarsa:
“Almaya aldım ama sor bana niye aldım... Aldım çünkü o paraları cami yapımında hayır hasenat işinde kullandım.” diyecekti.
Bitli Rüstem Paşa da her hırsız gibi çaldığı paraları yiyemeden 61 yaşında öldü. Ölmeden önce kendi dışkısını eliyle karıştırıp içinde altın aradığı söylenir. Küpler dolusu altınları ile Kanuni’den daha zengin olduğunu yazanlar bile oldu.
Mahşer gününde Rüstem Paşa’yı yaptığı camiler kurtaracak mı?.. Orasını kimse bilmiyor. Bilenler var da söz başka yere gider korkusu ile söyleyemiyor.
İstanbul’a yolum düştüğünde ne zaman Çamlıca Tepesi'ne baksam aklıma hep Bitli Rüstem Paşa gelir.
Alper Aksoy
Alper Aksoy 2025-03-21 13:11:22 anında paylaştı.