Otuzuncu Osmanlı Padişahı 2. Mahmut, yaptığı reformlarla devletin kötü giden gidişatının düzeleceği inanan yenilikçi padişahlarındandır. Sık sık kıyafetlerini değiştirip İstanbul'da gezen padişah, halkın sıkıntılarını ve yaşanan aksaklıkları kendi yerinde görmek istermiş. Halkın içerisine karıştığı bir gün fakir bir eskici gözüne çarpmış. Saraya döndüğünde bir kaz kızarttırıp içini altınla dordurtmuş. Saraydakiler buna anlam veremese de padişah, içi altın dolu kazı eskiciye göndermiş. Eskici, "Akşam eve götürür, çoluk çocuk yeriz" diyerek kazı bir kenara koymuş. Oradan geçen bir Yahudi kazı görerek satın almak istemiş ve fazla para vererek satın almış. Birkaç gün sonra Sultan Mahmut tekrar eskicinin dükkanının yanından geçmiş. Bakmış ki eskicinin halinde bir değişiklik yok, halen fakir. Padişah dükkana girmiş ve eskiciye sormuş:

- Birkaç gün önce sana bir hediye verdiler mi?

- Verdiler.

- Yedin mi?

- Yedim.

- Yalan söyleme, yemediğin belli.

- Doğrusu bu ya, yemedim, sattım.

Sultan Mahmut, kimliğini açıklamadan dükkan ayrılmış ve saraya geri dönmüş. Bu kez tepki baklava hazırlatmış, her dilimin arasına da bir altın yerleştirilmesi talimatını vermiş. Sonra tıpkı kaz gibi eskiciye göndermiş. Yahudi, eskiciyi gözetliyormuş. Baklavayı dükkanda gören Yahudi yine fazla para vererek baklavayı satın almış. Günler sonra padişah tekrar dükkana gidip eskicinin hayatında bir şey değişmediğini fark etmiş ve yanındakilere emir vererek "İki kese altını alıp cuma namazına giden eskiciye taş atar gibi atın" demiş.

İlginçtir, cuma geldiğinde eskici körlerin yaşadıklarını anlamak için gözlerini sıkı sıkı bağlamış ve evinin yolunu bulabildiğini fark etmiş. Ancak padişahın adamlarının altın ile taşlamasını görememiş. Bu sefer de altınlar eskiciye nasip olmamış.

Sultan Mahmut artık dayanamamış ve eskiciyi huzuruna çağırmış. Bu sefer işini şansa bırakmak istemeyen sultan eskiciyi hazine dairesine götürmüş ve eline bir kürek vererek "Sandığa küreği daldır, ne kadar altın gelirse hepsi senin olacak" demiş. Sevinçten ne yapacağını şaşıran eskici, sandığa küreği daldırmış ama ters daldırdığını fark etmiş. Buna rağmen küreğin üstünde altın gelse de titreyen eli yüzünden onu da kaldırırken düşürmüş. Şaşkınlığını gizleyemeyen Sultan Mahmut eskiciye dönmüş ve o meşhur sözünü söylemiş:

Vermeyince Mabut, neylesin Sultan Mahmut.